Hücresel yaşlanma, bağışıklık sisteminin işlevsel gerilemesinden kronik nörodejeneratif bozukluklara kadar pek çok yaşa bağlı hastalıkla ilişkili biyolojik süreçlerden biridir. Yaşlanma sürecinde senesan hücrelerin (bölünme yeteneğini kaybetmiş ancak metabolik olarak aktif kalarak inflamatuvar sinyaller salgılayan hücreler) dokulardan temizlenememesi, sistemik inflamasyona (kronik iltihaplanma süreci) ve doku homeostazının (biyolojik dengenin) bozulmasına yol açmaktadır. Bu doğrultuda, hücresel düzeydeki yaşlanma mekanizmalarının erken aşamada hedeflenmesi ve bağışıklık sisteminin gençleştirilmesi, yaşa bağlı kronik hastalıkların gelişimini henüz hücresel düzeyde engellemeyi amaçlayan koruyucu tıp yaklaşımları açısından büyük bir önem taşımaktadır. 

Mevcut terapötik yaklaşımların büyük çoğunluğu, yaşlanmaya bağlı doku hasarı ve patolojiler klinik düzeyde belirginleştikten sonra müdahale etmekte, bu durum da kök nedene yönelik çözümler sunulmasını sınırlandırmaktadır. Insilico Medicine araştırmacıları tarafından başlatılan “Uzun Ömür Aşıları” (Longevity Vaccines) araştırma programı, patolojilerin ilerlemesini beklemek yerine yaşlanmış, fibrotik (bağ dokusu artışıyla işlevini kaybetmiş) ve oto-reaktif (vücudun kendi dokularını yabancı algılayıp saldıran) hücreleri henüz başlangıç aşamasında yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu program kapsamında , yaşlanmanın erken evrelerindeki hedef yüzey antijenlerini (bağışıklık yanıtını tetikleyen özgün moleküler işaretleyiciler) yüksek özgüllükle belirlemek ve konak bağışıklık hücrelerini bu hedeflere yönlendirmek için yenilikçi bir platform geliştirilmesi hedeflenmektedir. Program ayrıca tek uygulamayla etkisini gösteren ve kendi kendini sınırlayan in vivo tedaviler geliştirmeyi amaçlamaktadır. 

Araştırma kapsamında,Pharma.AI bünyesindeki PandaOmics ve Virtual Aging Cell araçlarıyla çoklu omik verilerin analiz edilmesi, hücresel işlev bozukluğunun erken aşamalarının belirlenmesi ve aday yüzey antijenlerinin önceliklendirilmesi amaçlanmaktadır. Chemistry42 ve Generative Biologics araçlarının ise hedefe yönelik moleküler bağlayıcıların tasarlanması ve hücrelere özgü taşıma sağlayabilecek iyonlaşabilir lipitlerin geliştirilmesi için kullanıldığı belirtilmektedir.  Hedef seçiminde, hastalıklı veya senesan hücreleri sağlıklı vücut dokularından ayırt edebilen işaretleyicilerin belirlenmesi temel bir güvenlik ölçütü olarak ele alınmaktadır. Bu amaçla Whole-Body Surface Atlas aracılığıyla aday hedeflerin yaşamsal ve sağlıklı organlarda bulunup bulunmadığının hesaplamalı olarak taranması; ardından hedef adaylarının otomatik robotik laboratuvarlardaki işlevsel test döngüleriyle değerlendirilmesi ve hedef sıralamalarıyla moleküler yapıların iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Geleneksel ex vivo CAR-T hücre tedavileri, hastanın hücrelerinin vücut dışında laboratuvarda işlenmesini gerektirmekte ve uzun süreli bağışıklık aşırı aktivasyonu riski taşımaktadır. Buna karşılık, bu programda hedeflenmiş lipit nanoparçacıkları (RNA gibi genetik materyalleri hücrelere taşımak için tasarlanan lipit temelli taşıyıcılar) içine kapsüllenmiş dairesel RNA (cmRNA; doğrusal RNA’ya göre daha kararlı olan halkasal yapıdaki RNA) platformu kullanılmıştır. Bu platform aracılığıyla hastanın kendi T hücrelerine (hücresel bağışıklık yanıtından sorumlu lenfositler) kalıcı bir genetik değişiklik yaratmaksızın geçici sentetik reseptör talimatları iletilmiş ve in vivo (canlı organizma içinde) T hücresi yönlendirmesi gerçekleştirilmiştir. 

Yapılan değerlendirmelerde, cmRNA ile aktarılan genetik talimatların T hücreleri tarafından alındıktan sonra zamanla doğal olarak bozunduğu ve böylece hücre temizleme aktivitesinin geçici ve kendi kendini sınırlayan bir yapıda kaldığı gösterilmiştir. Bu durum, sürekli bağışıklık baskılanması veya T hücresi tükenmesi gibi istenmeyen etkilerin önüne geçildiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, yaşla birlikte biriken senesan ve tükenmiş lenfositlerin hedeflenmesi amaçlanmaktadır. Kaynakta, bu hücrelerin birikiminin kronik sistemik inflamasyonla, malignitelere karşı bağışıklık gözetiminin azalmasıyla ve aşı yanıtlarının zayıflamasıyla ilişkili olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, aynı şasi yapısının metabolik bozukluklar ve ve kronik otoimmün süreçlerle hedeflemede de kullanılması değerlendirilmektedir.

Bu deneysel platform, üretken yapay zeka ile programlanabilir RNA teknolojilerinin bir araya getirilerek yaşlanma sürecindeki ilk kök neden hücrelerin hedeflenebileceğini ve in vivo hücre terapileri aracılığıyla bağışıklık sisteminin yeniden yapılandırılabileceğini göstermektedir. Çalışmanın bulguları; immünosenesans, fibrozis ve metabolik bozukluklar başta olmak üzere yaşa bağlı kronik süreçlerin engellenmesine yönelik koruyucu biyoteknoloji ve immunoterapi yaklaşımlarında önemli bir potansiyel barındırmaktadır.

 Yazar: Rabia Kılıçak 

Editör: Özsu Deniz Balkaya

Referans: Neuroscience News. (2026, September 15). AI-Designed “Longevity Vaccines” Target the Earliest Culprits of Cellular Aging. Neuroscience News. https://neurosciencenews.com/ai-longevity-vaccine-cellular-aging-31211/

-Bioinforange Bilimsel Haber Servisi-

Haber Yazıları, 20> Etki Faktörlü Q1 dergilerinde yayınlanan (listesi için tıklayınız)

bilimsel araştırmaların ekip arkadaşlarımız tarafından incelenip derlenmesi ile hazırlanmaktadır.