Adipoz doku (yağ dokusu), uzun süre sadece bir enerji depolama alanı olarak görülmesine rağmen, günümüzde sistemik enerji dengesini ve kardiyometabolik sağlığı koordine eden dinamik bir endokrin organ olarak kabul edilmektedir. Bu doku, beslenme ve çevresel uyaranlara yanıt vererek  metabolik ve  kardiyometabolik süreçleri etkileyen sinyaller üretmektedir. Adipoz dokunun sunduğu bu karmaşık iletişim ağı, vücut homeostazisinin (iç denge) korunmasında kritik bir rol oynamakta ve organlar arası etkileşimin temel taşlarından birini oluşturmaktadır.

Obezite, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar, adipoz dokunun sistemik metabolizmayı nasıl düzenlediğinin daha derinlemesine anlaşılması ihtiyacını doğurmaktadır.Derleme, bu dokunun yalnızca hormonlar aracılığıyla değil, aynı zamanda sinir sistemini içeren nöronal yollarla da vücutla nasıl etkileşime girdiğini ele almaktadır. Özellikle metabolik hastalıklarda bu iletişim ağlarının nasıl bozulduğunun belirlenmesi, , adipoz dokunun metabolik düzenlemedeki rolünün daha iyi anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır.

Adipoz doku iletişimini incelemek için kullanılan yöntemsel yaklaşımlar, son yıllarda teknolojik yeniliklerle büyük bir gelişim göstermiştir. Çalışmalarda, kütle spektrometrisi (moleküllerin kütle/yük oranını ölçen analiz tekniği) temelli omics yöntemleri ve secretome (hücre tarafından salgılanan tüm proteinlerin toplamı) etiketleme teknikleri kullanılarak adipoz kaynaklı sinyaller yüksek çözünürlükle karakterize edilmektedir. Ayrıca, doku şeffaflaştırma yöntemleriyle birleştirilen click chemistry (moleküllerin biyolojik ortamlarda hızlı ve seçici bir şekilde birleştirilmesini sağlayan kimyasal yöntem) ve organoid modelleri, bu sinyallerin hedeflerini ve etki mekanizmalarını hücresel düzeyde görüntülemeye olanak tanımaktadır.

Yapılan incelemeler, adipoz dokunun humoral (sıvısal yolla taşınan) ve nöronal olmak üzere iki ana hat üzerinden haberleştiğini göstermektedir. Humoral yolla peptid hormonlar, lipid mediyatörleri (sinyal ileten yağ molekülleri), metabolitler, kemokinler  ve eksozomal mikroRNA’lar (hücre dışı keseciklerle taşınan gen düzenleyici moleküller) adipoz dokudan diğer dokulara sinyaller iletmektedir. Nöronal düzeyde ise sempatik efferent (merkezi sinir sisteminden dokuya giden) sinirler beyaz adipoz dokuda lipolizi ve kahverengi adipoz dokuda termogenezi tetiklerken , PIEZO2 (mekanik uyarılara duyarlı iyon kanalı) eksprese eden duyusal afferent (dokudan merkezi sinir sistemine giden) sinirler dokudaki genişlemeyi algılayarak sempatik aktiviteyi frenlemektedir. Obezite ve yaşlanma gibi durumların bu çift yönlü haberleşmeyi bozarak metabolik disfonksiyona katkıda  bulunabileceği değerlendirilmektedir.

Adipoz dokunun bir “humoral-nöronal merkez” olarak tanımlanması, metabolik hastalıkların tedavisinde doku odaklı yeni yaklaşımların araştırılmasına katkı sağlamaktadır. Bu iletişim ağlarının mekanizmalarının aydınlatılması, obezite ve tip 2 diyabet için yeni terapötik stratejilerin ve hassas tıp yaklaşımlarının geliştirilmesine yönelik fırsatlar sunmaktadır. . Gelecekte, adipoz kaynaklı bu sinyal ağlarının yapay analoglar veya gen tedavileriyle modüle edilmesi, sistemik metabolik sağlığın geri kazanılmasında araştırılmaya devam edecektir. 

Yazar: Asmin Petekbaşı

Editör: Özsu Deniz Balkaya

Referans: Tsuji, T., & Tseng, Y. H. (2026). Adipose tissue as a humoral–neuronal hub in metabolic regulation. Nature Reviews Endocrinology, 22, 574–586. https://doi.org/10.1038/s41574-026-01265-6

-Bioinforange Bilimsel Haber Servisi-

Haber Yazıları, 20> Etki Faktörlü Q1 dergilerinde yayınlanan (listesi için tıklayınız)

bilimsel araştırmaların ekip arkadaşlarımız tarafından incelenip derlenmesi ile hazırlanmaktadır.