Nörokriminoloji, suça eğilim ve norm dışı davranışların biyolojik temellerini araştıran bilimsel bir yaklaşımdır. Biyososyal kriminolojinin bir dalı olan nörokriminoloji, sinir sistemi ve beynin görev dağılımında bireyin davranışı ve suç işleyişi hakkında yol gösterici işaretleri incelemektedir1. Beyin yapısının davranışlarla olan bağlantısı nörokriminoloji açısından büyük bir öneme sahiptir. Beyinde oluşabilecek herhangi bir travma, hastalık kaynaklı hasar, ilgili bölgeye göre davranışsal değişikliğe sebep olabilmekte ve önemli bir ipucu sayılabilmektedir. Örneğin, prefrontal korteksteki bir beyin hasarı, bireyi daha kararsız, içine kapanık veya tutarsız bir tutum içerisine sokabilmekte ve bu da nörofizyolojinin çarpıcı bir göstergesi olmaktadır2. Moleküler genetik ve nöro- görüntüleme alanlarındaki gelişmeler, suç ve saldırgan davranış biçiminin nörobiyolojik bir olgunun etkisine dayalı olarak gerçekleşebileceğini göstermektedir1,3.
Geçmişten günümüze dışa dönüklük ve suç işlemeye yatkın olma eğilimi ile ilgili yeni cevaplar elde edilmektedir1. Bir bireyin suç işlemeye yatkınlığı veya sergilediği norm dışı davranışları etkileyen temel olarak 3 biyolojik unsur bulunmaktadır. Bunlar; beyin mekanizmaları, psikofizyoloji ve genetik unsurlardır3. Beynin striatum, amigdala, prefrontal korteks bölgelerinde meydana gelen işlevsel veya biçimsel bozunumlar, deri iletkenliği veya kalp atım hızındaki yavaşlama, genler arasındaki bağ ve iletişimleri içermektedir4. Amigdala, beynin duygusal özellikle de olumsuz duyguları kontrol eden bölümüdür. Korku algılanmasının ve saldırganlık seviyelerinin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır; ayrıca bir bireyin çocukluktan yetişkinliğe kadarki gelişiminde bu bölgenin hacimsel olarak azalması, çocukluktan itibaren psikopatik kimliğin belirginleştirdiği özellikler ve şiddet yönelimi hakkında fikir verebilmektedir5. Prefrontal korteks (PFC), beynin duygu düzenleme, tepki kontrolü, odaklanma, etik veya ahlaki muhakeme (vicdan, empati duygusu hissetme hali) kavrama ve anlama ile ilgili öneme sahip bir bölgesidir6. Bu bölgede bir sorun oluşması halinde suça yatkınlık özelliklerinin belirginleşme durumu gözlenebilmektedir. En öğretici örnek olarak tarihe geçen olaylardan biri; Phineas Gage dosyasıdır ve bu birey kafatasına saplanan demire rağmen hayatta kalmıştır; ancak iyileşme sürecinin ardından PFC hasarından kaynaklanan kalıcı bir kişilik bozukluğuna sahip olmuştur. Bu durumda, duygu merkezi beynin değişkenliğe sebep olabilecek kadar hassas olabileceğinin kanıtı haline gelen canlı bir göstergedir7. Diğer örnek ise temporal lobundaki büyüyen bir tümör ile beraber 16 insanın yaşamına son veren Charles Whitman‟dır. Bu bireyin sorumlu olduğu eylemleri aklayacak nitelikte bir kanıt olmamakla beraber bu tür beyin bölgesindeki komplikasyonların kişinin davranışlarının kendi iradesinden ayrı incelenmesi dahilinde dikkate alınacak nitelikte bir bilimsel tanı olduğunu ortaya koymaktadır. Bir bireyin alabileceği herhangi bir beyin hasarı onun sosyal kimliğini ve davranış biçimini etkileyebilmektedir7,8.
Nörokriminoloji’de Görüntüleme Teknikleri
Nörokriminoloji; genetik işaretleyici, hormonal ölçümler, nöro-görüntüleme gibi unsurlarla birleştirilerek açıklık kazanmaktadır. Özellikle nöro-görüntüleme teknikleri – fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleyici (fMRG) gibi- beynin işleyiş ve görünümünü incelemeyi mümkün kılan teknikler bütünüdür9. fMRG, beynin içeriğini gözlemlemek için kullanılan bir teknik olmakla beraber birbirlerinden farklı uzaklıklarda kalan beyin bölgelerinin kişiyi şiddete yatkınlaştırabileceğini de göstermiştir. Bu teknikle gözlenen bir diğer bulgu da bireyi tutarsız ve düşünmeden hareket etmeye sevk eden davranışların PFC işleyişinin inhibisyonu ile birlikte fazla limbik sistem aktivasyonuna yol açtığıdır10. Bu tür teknikler suçu saptamada sonuç almak amacıyla kullanılmaktadır1.
Psikofizyoloji
Psikofizyoloji, bireydeki zihinsel bozunumların vücut ve beyne dayalı etkileri arasındaki bağlantının araştırılmasıdır. Bu etkiler biyolojik sinyaller aracılığıyla tespit edildiğinden çeşitli organ veya kas aktiviteleriyle oluşabilmektedir. Ek olarak, değişken yöntemler birlikteliğiyle beyinde oluşum gösteren nöral aktiviteyi saptamaktadır. Kısacası psikofizyolojik yöntemlerin; zihinsel ve nörolojik rahatsızlıkların gözden geçirilmesi, tedavi, sağlıklı veya hastalıklı psikolojik işlevleri idrak edebilmek gibi alanlarda kullanımları söz konusudur11.
Psikofizyolojik belirtiler adı altında incelenen durumlara -genelde kalp atım hızı, soluk alış verişi, deri iletkenliğine- bağlı olarak yapılan araştırmalarda, antisosyalliğe yatkın bireylerin otonom sinir sistemlerinin ve vücutlarının gösterdiği tepkileri ölçümde baz alınan bir karakteristik olarak incelenmek ile beraber yalan makinesi adı verilen yöntem ile tespiti kolaylaştırılmaktadır4,12. Bu yöntemin açıklayıcılığı ise bu yatkınlıktaki bireylerin korku hissetmeme ve diğer bireylerle mukayese yapılması halinde soğukkanlılık gibi özelliklerle işbirliği içerisinde bulunabildiklerine dair bulguları destekler nitelikte olmaktadır. Yalan makinesi, bireyin sorulara verdiği cevaplar karşılığındaki tepkilerini ölçen bir cihaz olarak tanımlanmaktadır ve aynı zamanda birden fazla şüpheli olunan durumlarda farklı bireylere sorulan aynı sorular ışığında elde edilen yanıtları karşılaştırmakta da kullanışlı bir yöntem olmaktadır13. Örneğin, yapılan tespitlerde suç ile bağlantılı soru yöneltildiğinde bireylerin suç ile alakasız sorulan sorulara nazaran gösterdikleri fizyolojik tepki olan nefes alışverişlerinde daha kısa ve sık dalgalanmalar oluşturduğu gözlenmektedir; bunun yanı sıra bir suçlunun tespitinde de deri iletkenliği, kalp atışı veya solunum sıklığından daha kesin bir tepki ve ileti oluşturduğu saptanmıştır14.
Psikopati
Bozunuma uğrayan otonom sinir sistemi, psikopatinin belirgin semptomları olarak nitelendirilen duygu eksikliği ve bencillik vb. duygusal ilerleyişi engelleyerek, duygusal gelişimin düzeltilmesi açısından bir engel durum psikopatik özellik göstermeyen bireylerle yakın otonomik belirtiler göstermektedir2. Davranışsal tepkilerin yanı sıra nörolojik açıdan beyindeki bölgelerde gerçekleşen değişimler sonucunda da o bireyin psikopatik kimliği ortaya çıkmaktadır. Gözleme dayalı elde edilen bir bulgu olarak, psikopatların normal bireylere göre sağ posterior temporal korteksteki aktifleşmede eksilme, amigdalada da artış söz konusudur15. İnsanların içgüdüsel oluşturmaktadır . Beyindeki striatum bölgesinde, striatal hacimdeki fazlalık psikopatik belirtiler taşıyan bireylerde gözlemlenmektedir. Psikopati olarak adlandırılan davranış bozukluğu, uzun süreli normal olmayan nörobilişsel ve devamlılık gösteren antisosyal davranış biçimleri ile alakalıdır3. Bu tür bireylerde narsizmden izler taşıyan manipülatif davranış, duygu yoksunluğu, işgüzarlık, güçsüz duygu kontrolü ve eylemlerine dönüştürdüğü davranış biçimlerinin etki bıraktığı başkalarına karşı pişmanlık duymama belirtileri görülmektedir16. Belirtilerdeki sıklık ve artış veya davranış biçimlerindeki dalgalanmalar stres seviyesi ile doğru orantılıdır17. Bu bozukluğu taşıyan kişilerin daha farklı davranış sorunları yaşayanlardan farkını saptayabilmek, duygusal dürtünün plan kurma ve karara varma sürecine taşınabilme konusundaki beyin mekanizmasında yaşanan anormallikler sayesinde mümkün olabilmektedir15. Tutuklanan psikopatların, panik ve gergin ortamlarda düşük kalp ritmi ölçülürken; hüküm giymeyen suçlu “başarılı” psikopatlarda ise olarak neyin doğru ve yanlış olduğunu anlayabilme kabiliyeti vardır, psikopatları da anormalleştiren durum neyin etik olarak doğru veya yanlış olduğunun farkına varamamaları ve bu tercih için düşünmek zorunda kalmalarıdır18.
Psikopatik Bireylerin Tanımlanması
Psikopatik bireyler akıllarda suçlu imajı çizmeye yatkındırlar; fakat suçlu bireylerin her birinin psikopat olmayacağı gibi her psikopatik özellikler taşıyan bireyler de suçlu değildir. Özellikle psikopatik bireyler tarafından gösterilen özellikler normal bir bireyle yakın bir işleyişte devam etmesine ek olarak baskın 3 grupta incelenmektedir. Yaratıcı, akıl sağlığında sıklıkla dengesizlik yaşayan grup; agresif, genelde yaralanmayla sonuçlanan, gerek kendilerini gerek başkalarına zarar verebilen gruptur ve ayrıca alkol ya da madde bağımlılığı bulunabilir; yetersiz, agresiflerden daha tehlikeli ve suça yatkınlığı olan ayrıca diğer gruplara göre daha çekici ve ısrarcı olan gruptur19.
Psikopatinin Nörobiyolojik Arka Planı
Yapılan bir çalışmada, astrositler ve kortikal nöronlar indüklenmiş pluripotent kök hücreden oluşmuş ve psikopatinin nörobiyolojik geçmişini incelemek amaçlı kullanılmıştır. Nöronlarda bulunan bazı genler, RPL10P9– ribozomal- psödogeni şiddet eğilimli kişiler ile sağlıklı fakat madde bağımlılığı bulunanlar kıyaslandığında on kat ve üzeri regülasyon göstermektedir. Şiddete yatkın bireylerde, nöronlar arasında CDH5 geni ifadesi azalırken, ZNF132 gen ifadesi artmakta ve ek olarak OPRD1 geninde de analitik sonuçlara göre bir azalma gözlenmektedir. Oluşturulan psikopati kontrol listesine bakıldığında, bu analitik sonuçlar %30-92 arasında bir olasılığın varlığını göstermektedir (Şekil 1)20.

Şekil 1. ZNF132, OPRD1, CDH5 genleri için kortikal nöronların ilgili bölgelerdeki RNA gen ifadelerinin grafikleri20.
Sonuç olarak, ZNF132 geninin nöronlardaki ifadesi ile RPL10P9 geninin astrosit ve nöronlardaki ifadesi, suça yatkın bireylerde anormal olarak nitelendirilmiştir; ayrıca bu bulguların psikopatik belirtilerde azımsanmayacak bir etkisi bulunmaktadır. Protein düzeyindeki değişikliklerin glukoz metabolizmasında bir farklılığa yola açabileceği ve şiddet içerikli suçlar için yol gösterici olabileceği belirtilmiştir20. Yakın tarihte ortaya atılan bir teoriye göre opioid adlı bir reseptör geni içe kapanık kişiliği beslediği üstelik madde bağımlılığına teşvik edici etkisiyle birlikte, saldırganlıklar, dengesiz davranış biçimleriyle tetiklemeye çalıştığını ortaya koymaktadırlar. Opioid reseptörlerin derinlemesine incelenmesinin psikopatiye çözüm olabilecek ilk etkili yöntem olabileceğine dair araştırmalar bulunmaktadır21.
Nörokriminolojide Seri Katiller
Seri katiller, genellikle Tetik Dönemi olarak adlandırılan dönemden öncesine kadar neredeyse normal olarak adlandırılabilecek nitelikte bireylerdir. Bu tarz psikopatik seri katillerde empati yoksunluğu, karşı tarafa yoğun ve durmaksızın suç atmak, manipülasyon gibi belirtiler mevcuttur. Bir seri katilin oluşumunu ifade eden yaşam çizgisinde de görüldüğü üzere, tetik dönemi sonrası süreç bu bireylerin asıl doğuşunu simgelemektedir (Şekil 2)19,22.

Şekil 2.Bir seri katilin öngörülen hayat ilerleyişi22.
Kötü yönlü bir değişim göstermemiş ileri düzey nörobiyolojik zamanların, gelişmiş psikopatları cezadan alıkoyan, belirledikleri amaçlara ulaşabilen daha sakin bir yaklaşımla birlikte yürütülen belirteçler olarak yardımcı olabileceği savunulmuştur. Diğer yandan ise aza indirgenmiş otomatik tepkisellik, risk odaklı fikir belirtme ile beraber beyindeki bazı problemler, psikopatik bireyleri daha tedbirsiz ve sinirli, manipülatif eylemleri uygulayan; yüksek seviyeli antisosyalliğe eğilimli duruma getirmektedir. İddiaya göre otonom cevap vermedeki profesyonellik, başarı sağlayan psikopatların tespit edilmesini engelleyeceği gibi, çevreye verebileceği zararları aynı oranda arttırabilecektir. Başarısızlık gösteren psikopatlarda ise PFC gri maddedeki azalım, amigdala hacmi, normal olmayan asimetrik hipokampal şekil gibi nöropatolojik belirtiler bazı düzensizlik ve belirsizliklere yol açabileceğinden tanı koyma olasılığını yükseltecek durumlardır. Her seri katilin yaşam çizgisi farklılık gösteren ve öznel durumda olan bir bulgudur, bu yargıyı saptayabilmek kişiden kişiye farklılıkların ve bunların bulunması için farklı ipuçlarının belirlenmesini gerektirmektedir9,22.
Genetik: MAOA Geni
Genetik faktörlerin, bir bireyde psikopati gelişimi ve dışa dönük davranış biçimi bakımından bir etki bıraktığı sonucuna ulaşılmıştır; ayrıca çevresel faktörlerin de genetik faktörler ile eşzamanlı olarak yardımda bulunduğu ortaya çıkarılmıştır23. Bu faktörlerdeki değişim, sinirsel yapıya tesir ettiği gibi davranışların da büyük ölçüde altını çizmektedir. Elde edilen bilgiler ışığında genetiğin antisosyal davranış bozukluğunda yüksek oranda etkisi olduğu belirtilmektedir. Bu açıdan bakıldığında psikopati belirtilerinin saldırganlığı etkilediği süreçlerde doğabilecek şiddet olgusu çeşitli etkenler ile birlikte “genetik” açıdan da incelemeye tabi tutulmalıdır24. Genler, davranışları kodlayamamakla birlikte kodladıkları yapılar proteinler ve enzimlerdir ki bunlarda insan vücudunda önemli görevleri üstlenmektedir. Genlerin gösterdiği baskınlıklar, davranış örgüsünde aktif olabilmekte ve bu davranış biçimlerinde en işlevsel enzim monoaminoksidaz A (MAOA) olmaktadır. MAOA, psikiyatrik rahatsızlıklarda etkin rolde olan önemli bir enzimdir; bununla birlikte mitokondride sentezlendiği için kalıtımsal yönleri ve polimorfizmleri bulunmaktadır25. Normal olmayan tepkilerin insanlardaki neticesi, metabolik içeriklerle birlikte çevresel etkenlerle genetik yapının oluşturduğu bağın kavranması ve bir sonuç eldesi için araştırmaların geliştirilmesiyle birlikte bir motivasyon kazandırmıştır; MAOA geni günümüze kadar “Savaşçı Geni” olarak anılmakta ve özellikle MAO-A 2R ve 3R üretiminin şiddet ve agresiflik artışıyla bağlantısı bulunmaktadır. Bunlar da genetiğin davranış bozukluğu ve şiddet eğilimine dair bir rolünün varlığını gösterir niteliktedir26. MAOA proteinini kodlayan; 15 ekzon, 527 aminoasidi içerip Xp11.3 bölgesinde bulunan MAOA geninin, X„e bağlı kalıtım gösterdiği ifade edilmektedir. MAOA enzimi, dopamin, seratonin, adrenalin, nöradrenalin gibi monoaminerjik nörotransmiterleri bozunuma uğratmaktadır27.
Psikopatide MAOA-uVNTR Polimorfizmi
Geçmişte yapılan çalışmalar ışığında psikopati, çocukluk travmaları ile bağlantısının yanı sıra değişken yükselen sayısal tandem tekrarı (uVNTR) polimorfizmi ile de ilişkilendirilmiştir. Varsayımsal olarak etiyolojik yolakların çevreye bağlı ve genetik etkileşimlerle psikopatinin doğuşuna katkı sağladığı ifade edilmektedir. Kötü yönlü zihinsel değişikliklerin etiyolojisinde, epigenetik bir zaman aralığı olan DNA metilasyonu; çevre ve genetik ikileminde önemli bir rol oynamaktadır. İncelemelerin amacı bazı akıl hastalıklarında, çevresel faktörlerle birleştirilmiş MAOA gen destekçisi intron 1 ve ekzon 1 bölgelerindeki etkileşimlerde DNA metilasyonunun işlevi ile açıklamaktır. Ayrım yapılacak olursa MAOA metilasyonu akıl hastalıklarıyla alakalı durumlarda; MAOB metilasyonu da kişilik bozukluğu veya sigara bağımlılığı gibi durumlarla ilişkilendirilmiş mekanizmalardır. MAO geninin duplikasyonuyla oluşan MAOA ve MAOB genleri dış mitokondriyal zarlarda ifade edilmektedir. MAOA metilasyonu, tedavi cevabında, hastalık tehlikesi gibi terapötik incelemeleri bilgilendiren gelecekteki biyobelirteçler olarak görülmektedir28,29,30.
Psikopatide 5-HTTLPR/rs25531 Haplotipi ve MAOA-uVNTR Genotipi Arasındaki İlişki
5-HTTLPR (serotonin taşıyıcıya bağlı promotör bölgesi) serotonin iletişimini sağlayan gen olarak adlandırılmaktadır. rs25531 poliformizmi 5-HTTLPR geni ile ilişkilidir. Yapılan araştırmalarda 5-HTTLPR/rs25531 haplotipinin kapsamlı psikopati yapısının ötesinde, kişilerarası iletişim eksiklikleriyle alakalı olduğu belirlenmiştir. Bu haplotipin aktivite düşüklüğü varyantı psikopatik özellik göstermeyen alt tiplerle karşılaştırıldığında içe kapanıklılığı açıklayabilmektedir ve daha yaygın olduğu anlaşılmıştır. Ek olarak, MAOA-uVNTR ile de bir etkileşim göstermemektedir. Psikopatik niteliklerin belirli kimliklere ait çeşitlerinin varlığı ayrıca 5-HTTLPR/rs25531 haplotipinin, benmerkezciliğinin yanı sıra değişken odak noktası içeren farklı bir pencereden bireyler arasındaki eksikliklerin belirginleştirilmesinde payı olduğu bildirilmiştir31.
Psikopati Belirtileri ve Kişilik Bozukluğu Gösteren Suçlularda Amigdala Morfolojisine İlişkin MAOA Değişkenleri
Antisosyal kişilik bozukluğu (AKB) ve psikopati özellikleri (PÖ) gösteren kişilerde şiddete eğilim olasılığı daha yüksektir; bununla birlikte amigdala ve orbitofrontal korteksteki normal dışı özelliklerin şiddet göstermeye yatkınlık ile arasında bir bağlantısı da bulunmaktadır. Saptanan bulgularda, MAOA-L + AKB ve PÖ içeren bireylerde sağ bazolateral amigdala çekirdeğindeki yüzey alanında azalma sağ ön kortikal amigdaloid çekirdekte de normal bir MAOA-L geni bulunan bir bireye göre artış göstermektedir. Yapılan çalışma, popülasyondaki şiddete eğilim ve agresiflik içerikli davranışları açıklayabilecek ilk genotip içerikli, amigdaladaki morfolojik farklılıkları konu alan araştırmalardan sayılmaktadır32. MAOA genindeki yanlış anlamlı (missense) 6 tek nükleotid polimorfizminin (SNP) yapı ve işlev bakımından MAOA proteinine bir etkisi olduğu saptanmıştır. MAOA‟da olan genetik bir mutasyon, bireylerde anormal agresif davranışlara sebep olmaktadır. Bu yaklaşımın bu davranışın gelecek için tarama ve yönetim olanaklarını mümkün kılabileceği ifade edilmiştir33. MAOA proteinlerinde türler etrafındaki etkileşimlerin aminoasitlerini çevreden koruyan; protein veri bankası olarak adlandırılan Consurf kullanılarak veriler elde edilmektedir. Consurf, proteinlerin biriktirildiği bir havuz olarak düşünülebilir ve evrimseldir. Bu verilerin sonucunda oluşturulacak bütün dizilimler homologları tarafından klasik metotlar ile sıralanıp, düzenlenmektedir. Oluşturulan bu algoritma, sıralanan proteinlerdeki evrimsel süreci ve filogenetik etkileşimlerini hesaplamada kullanılacak bir ölçüt olarak ele alınmaktadır33,34.
MAOA Geni ve Alellerinin Nöral Ağlar ile İlişkisi
Şiddete eğilim gösterme olasılığı, MAOA geninin düşük ifadeli aleli olan MAOA-L ile artış göstermektedir. Ek olarak, bu durum MAOA-L‟ye özgü nörobiyolojik açıdan bir güvenlik açığına sebebiyet vermektedir. Genotip, agresiflik içerikli ağlar ile alakalı yönlendirmelerde bulunmakla beraber içsel ve tohum temelli beyin bağlantısı ile alakalı çalışmalar yapılmıştır. İçsel bağlantı, ventromedial prefrontal kortekste (VMPFC); MAOA-H -yüksek ifadeli alel- içerenlere göre daha yüksektir. Bunların yanı sıra MAOA ile psikososyal stres arasında bir bağlantının varlığı yapılan çalışmalarla desteklenmektedir35. Tanı, fMRG ile mümkün olmaktadır36. Stres anında beynin diğer bölgeleri ve bilateral anterior hipokampus işlevlerinde bir azalma meydana gelmektedir. MAOA-H aleli, MAOA-L aleline kıyasla daha yararlı sağ ön hipokampus deaktivasyonu ve stres sonrası kortizol tepkisini sağlamaktadır. Sonuç olarak, MAOA geninin sağ ön hipokampusta uyarıya sebebiyet vererek stres sonucunu belirlediği bildirilmiştir37. MAOA-H taşıyan bireylerin belirlenen aktivasyon kademelerine göre MAOA-L taşıyıcılığı inhibisyon vazifesi göstermektedir ve ek olarak supramarjinal girüs gibi bölgelerde dürtüsellik ve şiddete yatkınlıktaki sinyallerle gecikmeli şekilde negatif iş birliği göstermektedir. Bu aleldeki farklılık tek başına davranışlarda büyük ölçütlü bir değişiklik yaratmadığı gibi gen ile alakalı fizyolojik cevaplara sebep olabilmektedir38,39.
MAOA-L Alelinin İfadesinin CRISPR/Cas9 Sistemi ile Yönetimi
Antisosyal bozukluk X‟e bağlı çekinik kalıtım yolu ile nesilden nesile aktarılmakta olup bu davranış ile bağlantısı olan MAOA geninin mutasyona uğraması ile MAOA-L alelinin ifadesi erkeklerde ciddi öfke problemi, şiddete eğilim gibi patlamaları etkilemektedir. Hayvan modellerinde MAOA inhibisyonu, içe kapanık davranış gösterimini iyi yönde değiştirebilmekte ve çalışmaya göre bu da MAOA-L alel ifadesinin tamamen yönetilebileceği izlenimini uyandırmaktadır. Antisosyal davranışların düzeltilmesi amacıyla gen düzenleme tekniklerine başvurulabileceği düşünülmektedir. Akıllara ilk gelen ise yakın zamanda çığır açan bir teknik olan CRISPR/Cas9 gen düzenlemedir. Gen düzenleme teknolojisi, indüklenmiş pluripotent kök hücre ya da HMEJ- bazlı yöntem ile beraber MAOA gibi genlerin kusurlu segmentlerini onarmada hedeflenmektedir. Gen düzenleme, doğru olmayan geni düzenlemek için nükleaz sistemini kullanmaktadır ve yanlış ilerleyen dizilimi farklılaştırmak amacıyla hücresel onarım tekniği tercih edilmektedir (Şekil 7)30. Bu yöntem ileriye yönelik antisosyal davranış, otizm, Brunner Sendromu gibi hastalıkların tedavisinde umut verici bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir30.

Şekil 7. CRISPR/Cas9, İndüklenmiş Pluripotent Kök Hücre ve HMEJ- metoduyla olası antisosyal davranış tedavi yöntemi30.
Sonuç olarak Nörokriminoloji, suç artışıyla paralel olarak her geçen gün yeni teknolojilerle gelişmekte olan bir bilim dalıdır. Bununla birlikte suç olgusu ve beyin fonksiyonları ile ilgili yapılan araştırmalar çevresel faktörler dışında genetik anomalilerin de suça eğilime zemin hazırlayabileceğini göstermektedir. Suç işleme potansiyeli içerikli kişilik yapıları olarak adlandırılan psikopati, nörokriminolojide incelendiğinde MAOA geni ve polimorfizmleri ile ilişkisi bu davranış bozukluğunun tedavisi ve bu sürecin yönetiminde gelecek vadeden hedefler olarak göze çarpmaktadır. Ek olarak, genetik yatkınlık ya da mutasyonlara bağlı olarak psikopati riskinin tespiti konusunda etik sorunlarla karşılaşılmaktadır. Suç işleme potansiyeline sahip kişilerin genetik anomali taşımaları dahilinde toplumdaki rollerinin daha iyi belirlenmesi hem bu kişilerin zarar verme dürtüsünün kontrolünde hem de topluma kazandırılma ve uyum içinde yaşama fırsatı sağlanması açısından önem arz etmektedir.
Yazar: Bilge Elif Bozokluoğlu
Editör: İrem Coşkuntan
Referanslar:
1. Fallin, M., Whooley, O., &Barker, K. K. (2019). Criminalizing th ebrain: Neurocriminology and the production of strategic ignorance. BioSocieties, 14(3), 438–462. https://doi.org/10.1057/s41292- 018-0135-y 2. Anderson. 2021.122. Brain- Based Perspectives on Antisocial Behavior. Neurocriminology. https://doi.org/10.1002/978111 9111931.ch122 3. Ling, S., Umbach, R., &Raine, A. (2019). Biological explanations of criminal behavior. Psychology, Crime&Law, 25(6), 626–640. https://doi.org/10.1080/106831 6x.2019.1572753 4. Ling, S., & Raine, A. (2018). Then euroscience of psychopathy and forensic implications. In Psychology, Crime and Law (Vol. 24, Issue 3, pp. 296–312). Routledge. https://doi.org/10.1080/106831 6X.2017.1419243 5. Bell, C., Tesli, N., Gurholt, T. P., Rokicki, J., Hjell, G., Fischer-Vieler, T., Melle, I., Agartz, I., Andreassen, O. A., Rasmussen, K., Johansen, R., Friestad, C., &Haukvik, U. K. (2022). Associations between amygdala nuclei volumes, psychosis, psychopathy, and violent off ending. Psychiatry Research -Neuroimaging, 319. https://doi.org/10.1016/j.pscych resns.2021.111416 6. vanDongen, J. D. M. (2020). The Empathic Brain of Psychopaths: From Social Science to Neuroscience in Empathy. In Frontiers in Psychology (Vol. 11). Frontiers Media S.A. https://doi.org/10.3389/fpsyg.20 20.00695 7. Darby, R. R., Horn, A., Cushman, F., &Fox, M. D. (2018). Lesion network localization of criminal behavior. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 115(3), 601–606. https://doi.org/10.1073/pnas.17 06587115 8. Blakey, R., Askelund, A. D., Boccanera, M., Immonen, J., Plohl, N., Popham, C., Sorger, C., &Stuhlreyer, J. (2018). No Differential Effects of Neuraland Psychological Explanations of Psychopathy on Moral Behavior. Frontiers in Psychology, 9. https://doi.org/10.3389/fpsyg.20 18.01317 9. Lasko, E. N., Chester, D. S., Martelli, A. M., West, S. J., &Dewall, C. N. (2019). An investigation of the relationship between psychopathy and greater gray matter density in lateral prefrontal cortex. Personality Neuroscience, 2. https://doi.org/10.1017/pen.201 9.8 10. Romero-Martínez, Á., González, M., Lila, M., Gracia, E., Martí-Bonmatí, L., Alberich- Bayarri, Á., Maldonado-Puig, R., Ten-Esteve, A., &Moya- Albiol, L. (2019). The brain resting-state functional connectivity underlying violence proneness: Is it a reliable marker for neurocriminology? A systematic review. In Behavioral Sciences (Vol. 9, Issue 1). MDPI Multidisciplinary Digital Publishing Institute. https://doi.org/10.3390/bs90100 11 11. O‟Donnell, B. F., &Hetrick, W. P. (2016). Psychophysiology of Mental Health. In Encyclopedia of Mental Health: Second Edition (pp. 372–376). ElsevierInc. https://doi.org/10.1016/B978-0- 12-397045-9.00142-7 12. Fay, J. J., &Patterson, D. (2018). Managing Investigations. In Contemporary Security Management (pp. 235–273). Elsevier. https://doi.org/10.1016/b978-0- 12-809278-1.00013-x 13. Farwell, L. A. (2013). Lie Detection. In Encyclopedia of Forensic Sciences: Second Edition (pp. 144–149). Elsevier Inc. https://doi.org/10.1016/B978-0- 12-382165-2.00025-8 14. Hong, H. G., Kim, H. S., Ji, H. K., Kim, K. P., Lee, J., Jung, S. H., &Hyun, M. H. (2018). Psychophysiological Responses of People with Psychopathic Tendencies to the Concealed Information Test. Journal of Forensic Sciences, 63(3), 766–770. https://doi.org/10.1111/1556- 4029.13600 15. Ortega-Escobar, J., Alcázar- Córcoles, M. Á., Puente- Rodríguez, L., &Peñaranda- Ramos, E. (2017). La psicopatía: aspectoslegales y neurocientíficos. Anuario de Psicologia Juridica, 27(1), 57– 66. https://doi.org/10.1016/j.apj.201 7.01.003 16. Bobadilla, L., Kurkoske, M., & Taylor, J. (2016). Antisocial and narcissistic personality disorder. In The Curated Reference Collection in Neuroscience and Biobehavioral Psychology (pp. 154–160). Elsevier Science Ltd. https://doi.org/10.1016/B978-0- 12-809324-5.06325-2 17. Wendt, G. W., &Bartoli, A. J. (2019). Understanding the psychopathy-stress association in typical developing adults: The role of emotional deficits. Personality and Individual Differences, 149, 296–301. https://doi.org/10.1016/j.paid.20 19.06.016 18. Cima, M., Tonnaer, F., &Hauser, M. D. (2010). Psychopaths know right from wrong but don‟t care. Social Cognitive and Affective Neuroscience, 5(1), 59–67. https://doi.org/10.1093/scan/ns p051 19. Zepinic,V .(2018). Psycopathy in Serial Killers and Politicial Crime. Psychology,9,1262- 1283. https://doi.org/10.4236/psych.2 018.96077 20. Tiihonen, J., Koskuvi, M., Lähteenvuo, M., Virtanen, P. L. J., Ojansuu, I., Vaurio, O., Gao, Y., Hyötyläinen, I., Puttonen, K. A., Repo-Tiihonen, E., Paunio, T., Rautiainen, M. R., Tyni, S., Koistinaho, J., &Lehtonen, Š. (2020). Neurobiological roots of psychopathy. Molecular Psychiatry, 25(12), 3432–3441. https://doi.org/10.1038/s41380- 019-0488-z 21. Johanson, M., Vaurio, O., Tiihonen, J., &Lähteenvuo, M. (2020). A Systematic Literature Review of Neuroimaging of Psychopathic Traits. In Frontiers in Psychiatry (Vol. 10). Frontiers Media S.A. https://doi.org/10.3389/fpsyt.20 19.01027 22. Deepak, S. A., &Ramdoss, S. (2021). The Life-Course Theory of Serial Killing: A Motivation Model. International Journal of Offender Therapy and Comparative Criminology, 65(13–14), 1446–1472. https://doi.org/10.1177/030662 4X20981030 23. Lewis, R. H., Connolly, E. J., Boisvert, D. L., &Boutwell, B. B. (2019). A Behavioral Genetic Analysis of the Cooccurrence Between Psychopathic Personality Traits and Criminal Behavior. Journal of Contemporary Criminal Justice, 35(1), 52–68. https://doi.org/10.1177/104398 6218817009 24. Staniloiu, A., &Markowitsch, H. (2012). Gender differences in violence and aggression – A neurobiological perspective. Procedia –Socialand Behavioral Sciences, 33, 1032– 1036. https://doi.org/10.1016/j.sbspro. 2012.01.279 25. Gutiérrez, B., Arias, B., Gastó, C., Catalán, R., Papiol, S., Pintor, L., &Fañanás, L. (2004). Association analysis between a functional polymorphism in the monoamineoxidase A gene promoterand severe mood disorders. Psychiatric genetics, 14(4), 203–208. https://doi.org/10.1097/000414 44-200412000-00007 26. Guo, G., Ou, X. M., Roettger, M., &Shih, J. C. (2008). The VNTR 2 repeat in MAOA and delinquent behavior in adolescence and young adulthood: Associations and MAOA promoter activity. European Journal of Human Genetics, 16(5), 626–634. https://doi.org/10.1038/sj.ejhg.5 201999 27. V, R., &Husain RS, A. (2017). MAOA Gene Associated with Aggressive Behavior in Humans. Journal of Down Syndrome & Chromosome Abnormalities, 03(01). https://doi.org/10.4172/2472- 1115.1000120 28. Hollerbach, P., Johansson, A., Ventus, D., Jern, P., Neumann, C. S., Westberg, L., Santtila, P., Habermeyer, E., &Mokros, A. (2018). Main and interaction effects of childhood trauma and the MAOA UVNTR polymorphism on psychopathy. Psychoneuroendocrinology, 95, 106–112. https://doi.org/10.1016/j.psyneu en.2018.05.022 29. Ziegler, C., &Domschke, K. (2018). Epigenetic signature of MAOA and MAOB genes in mental disorders. In Journal of Neural Transmission (Vol. 125, Issue 11, pp. 1581–1588). Springer-Verlag Wien. https://doi.org/10.1007/s00702- 018-1929-6 30. Nelwan, M. L. (2018). Moderatethe MAOA-L Allele Expression with 2 CRISPR/Cas9 System 3 5 Nelwan Institution for Human Resource Development 6. https://doi.org/10.20944/preprin ts201804.0275.v3 31. Hollerbach, P., Olderbak, S., Wilhelm, O., Montag, C., Jung, S., Neumann, C. S., Habermeyer, E., &Mokros, A. (2021). Associations of the MAOA UVNTR genotype and 5-HTTLPR/rs25531 haplotype with psychopathic traits. Psychoneuroendocrinology, 131. https://doi.org/10.1016/j.psyneu en.2021.105275 32. Kolla, N. J., Patel, R., Meyer, J. H., &Chakravarty, M. M. (2017). Association of monoamineoxidase-A genetic variants and amygdala morphology in violent offenders with antisocial personality disorder and high psychopathic traits. Scientific Reports, 7(1). https://doi.org/10.1038/s41598- 017-08351-w 33. Abdelmoenim, A. H., Mustafa, M. I., Murshed, N. S., Omer, N. S., Mohammed, A. I., &Makhawi, A. M. (2019). Identification of Six novel missense single nucleotide polymorphisms in MAOA gene predisposing to aggressive behavior. Bioinformaticsstudy. BioRxiv. https://doi.org/10.1101/2019.12 .18.880963 34. Goldenberg, O., Erez, E., Nimrod, G., & Ben-Tal, N. (2009). The ConSurf-DB: Pre- calculate devolutionary conservation profiles of protein structures. Nucleic Acids Research, 37(SUPPL. 1). https://doi.org/10.1093/nar/gkn 822 35. Klasen, M., Wolf, D., Eisner, P. D., Habel, U., Repple, J., Vernaleken, I., Schlüter, T., Eggermann, T., Zerres, K., Zepf, F. D., &Mathiak, K. (2018). Neural Networks underlying trait aggression depend on MAOA gene alleles. Brain Structure and Function, 223(2), 873–881. https://doi.org/10.1007/s00429- 017-1528-6 36. Klasen, M., Wolf, D., Eisner, P. D., Eggermann, T., Zerres, K., Zepf, F. D., Weber, R., &Mathiak, K. (2019). Serotonergic contributions to human brain aggression networks. Frontiers in Neuroscience, 13(FEB). https://doi.org/10.3389/fnins.20 19.00042 37. Sun, X., Ming, Q., Zhong, X., Dong, D., Li, C., Xiong, G., Cheng, C., Cao, W., He, J., Wang, X., Yi, J., &Yao, S. (2020). The MAOA Gene Influences the Neural Response to Psychosocial Stress in the Human Brain. Frontiers in Behavioral Neuroscience, 14. https://doi.org/10.3389/fnbeh.2 020.00065 38. Sun, X., Ma, R., Jiang, Y., Gao, Y., Ming, Q., Wu, Q., Dong, D., Wang, X., &Yao, S. (2018). MAOA genotype influences neural response during an inhibitory task in adolescents with conduct disorder. European Child and Adolescent Psychiatry, 27(9), 1159–1169. https://doi.org/10.1007/s00787- 018-1170-8 39. Sohrabi, S. (2015). The criminal gene: the link between MAOA and aggression (REVIEW). BMC Proceedings, 9(S1). https://doi.org/10.1186/1753- 6561-9-s1-a49

