Kahvenin İnsan Fizyolojisine ve Psikolojisine Etkisi
Bioinforange podcast yayınımıza hoşgeldiniz. Bu gün sizlerle hepimizin hayatında büyük bir yer kaplayan ’40 yıllık hatrına’ inandığımız kahve ile ilgili kısa bir sohbet edeceğiz.
Kahveyi günlük yaşantımızda sıklıkla faklı formlarında tüketiriz. Peki, kahve vücudumuza girdiği andan itibaren fizyolojik ve psikolojik olarak bizleri nasıl etkiliyor?
Bir fincan kahve kişinin enerjisine ve metabolizmasına etki edebilmektedir. Bunlarla birlikte beyin fonksiyonları üzerinde bir takım etkileri bulunmaktadır.
Harvard’da yapılan bir çalışmada günde 1 ile 3 fincan kahve içenlerin içmeyenlere göre diyabete yakalanma olasılığının %9’a kadar daha az olduğunu göstermektedir. Günde 6 veya daha fazla fincan kahve içen denekler için; erkeklerde diyabete yakalanma olasılıklarının %54, kadınlarda ise %30 azalttığı gözlemdendi.
Kafein, beyni uyaran ve kan-beyin bariyerini stabilize etmeye yardımcı olan serotonin ve asetilkoli’ni artırmaktadır.
Kafein, trimetilksantin denilen doğal olarak oluşan bir kimyasal uyarıcıdır. Beyin işlevini uyarmak için bazı ilaçlarla aynı biyokimyasal mekanizmaları kullanır.
Kafein, kahve çekirdekleri, çay yaprakları ve kakao çekirdekleri gibi birçok bitkide doğal olarak bulunur. Bu nedenler Kafein çeşitli içecekler de dahil olmak üzere diğer birçok gıda ürününde bulunmaktadır.
Günümüzde de kafein nesillerdir olduğu kadar kullanılmaktadır. Bir enerji artışı veya yüksek bir uyanıklık hissi sağlar. Kahve, her öğrencinin sınav dönemi uyanık kalmak için başvurduğu bir yoldur. Aynı şekilde uzun yolculuklarda sürücüler veya gün içerisinde insanlar üzerlerindeki yorgunluğu veya uyku halini atmak için çoğunlukla kahveye başvurur. Ve çoğu insan sabahları güne başlamak için bir fincan kahve olmadan çalışamayacaklarını hisseder.
Kafeinin etkileri fazla ağır olmayabilir ancak kahveyi yaşam tarzının büyük bir parçası haline getiren biri için kafein alışkanlığından kurtulmak zor olabilir. Ayrıca kafeinin bağımlılığa neden olma yeteneği de dahil olmak üzere bir kısım ilaçların bazı özelliklerini paylaştığını unutmamak gerekir.
Peki bir yudum kahveyi vücudunuza aldıktan sonra ne olur? Kafeinin beynin üzerindeki etkisi nöron ateşlenmesinin artmasına neden olur. Hipofiz bezi bu aktiviteyi algılar ve bir tür acil durum olması gerektiğini düşünür, bu nedenle adrenal bezlere adrenalin üretmesini söyleyen hormonları salgılar. Adrenalin, “savaş ya da kaç” hormonudur ve vücudunuz üzerinde bir takım etkileri vardır:
· Hava yolu açılır.
· Kalbiniz daha hızlı atar.
· Kan basıncı yükselir.
· Mideye kan akışı yavaşlar.
· Karaciğer, ekstra enerji için şekeri kan dolaşımına salar.
· Kaslar gerilir ve harekete hazır hale gelir.
Bu da, büyük bir fincan kahve içtikten sonra neden ellerinizin üşüdüğünü, kaslarınızın gerildiğini, heyecanlandığınızı ve kalbinizin daha hızlı attığını açıklar.
Vücudunuzun neden kısa vadede kafeini sevebileceğini özellikle de uykunuz varsa ve aktif kalmanız gerekiyorsa görebilirsiniz, Kafein, adenozin alımını engeller, böylece kendinizi tetikte hissedersiniz. Size destek vermek için sisteme adrenalin enjekte edilir. Ve kendinizi iyi hissetmeniz için dopamin üretimini yönetir.
Ancak kafein, uzun vadede kısır bir sorun döngüsüne neden olabilir. Örneğin, kafein kaynaklı adrenalin azaldığında, yorgunluk ve depresyonla karşı karşıya kalırsınız. Başka bir fincan kahve, adrenalinin tekrar akmasına neden olabilir, ancak vücudunuzun gün boyu gergin ve sinirli bir durumda olması çok sağlıklı değildir.
Kafein ile ilgili en önemli uzun vadeli sorun uykudur. Vücudunuzdaki kafeinin yarı ömrü yaklaşık altı saattir. Bu, öğleden sonra saat 15: 00’te 200 miligram kafein içeren büyük bir fincan kahve içmenin, akşam saat 21: 00’de bu kafeinden yaklaşık 100 miligramını sisteminizde bırakacağı anlamına gelir. Kafeinden etkilenen Adenosin alımı, uyumak için önemlidir ve özellikle derin uykuya dalmaya yardımcıdır. O büyük fincan kahveden sonra saatlerce uyuyabilirsiniz, ancak vücudunuz muhtemelen derin uykunun faydalarını kaçıracaktır.
Doktorlar kafeinin sinir sistemi üzerindeki olumsuz etkilerine ve artan anksiyete stres ve yeme bozuklukları ile uyku kalitesi üzerindeki zararlı etkilerine işaret ettiler. Ancak son araştırmalar kahve ve kafeinin aslında bazı önemli tıbbi faydalar sağlayabileceğini de öne sürmektedir.
Bu konuda daha önce birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar kafeinin insan vücudu üzerinde sahip olduğu bir dizi olumlu etkiyi ortaya çıkarmaktadır. Parkinson hastalığına yakalanmayı, siroz geliştirme riskini, safra taşı oluşturmayı ve kolon kanserine yakalanma oranını oldukça düşürmektedir.
Çalışmalar ayrıca kafeinin astımı tedavi etmede, baş ağrılarını durdurmada, ruh halini artırmada ve hatta çürükleri dahi önlemede yararlı olduğunu dair önemli kanıtlar ileri sürmektedir.
Bu bulguların bazılarının kahve çekirdeğinin diğer sağlıklı özellikleriyle bir ilgisi olabilir, fakat çoğu doğrudan kafeine bağlanmaktadır. Araştırmacılar, Parkinson hastalığı için kafein türevleri içeren ilaçlar bile geliştirmektedir.
Bu çalışmalar fazla kahve tüketimi konusunda olumlu yönde umut vaat etse de kafein kullanımının uzun vadeli etkilerini belirlemek için hala daha uzun bir yol vardır.
Dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
Bilimle kalalım.
Referanslar
1. Arendash, G.W., et al. “Caffeine Protects Alzheimer’s Mice Against Cognitive Impairment and Reduces Brain Beta-Amyloid Production,” Neuroscience. Vol. 142. Page 941-52. 2006.
2. Fredholm, B.B. “Notes on the history of caffeine use.” Handbook of Experimental Pharmacology. Vol. 200. Pages 1-9. 2011.
3. Johns Hopkins University, Bayview Medical Center. “Caffeine Independence.” (Oct. 5, 2011)
Editör.Bioinfocast içerik koordinatörü.Genetik ve Biyomühendis. Okumayı, yazmayı ve en çok da araştırıp öğrenmeyi seven bir kişilik.
